Yazar arşivleri: Necmi EKER

Elon Musk’ın Tesla Roadster’ı Mars’a doğru yolda

Bu ayın başlarında Elon Musk’ın SpaceX şirketi, şirketin en güçlü roketi olan Falcon Heavy’i başarıyla fırlattı. İçinde gördüklerini yakalamak için dahili kameralar, Isaac Asimov’un bilimkurgu kitap serisi Foundation’ın bir kopyası ve 6.000 SpaceX çalışanının ismini taşıyan bir uçak bulunan kırmızı bir Tesla Roadster spor otomobil vardı. Aracın varış yeri: Mars.

Peki Mars’a giden yol aslında neye benziyor?

Bir uzay meraklısı, Roadster’ın rotasını izlemek için NASA verilerini kullanarak aracın yolculuğunu izlemek için bir web sitesi hazırladı. Where Is Roadster? olarak adlandırılan site, Roadster’ın gerçek zamanlı veri ile şu an olduğu yeri sunmasının yanı sıra, nereye gittiğini görmenize yardımcı olacak etkileşimli bir araç da sunmaktadır.

Anlaşılan, araba Kızıl Gezegen’e doğru kestirme bir yol kullanmıyor. Diğer her şey gibi, yer çekiminin buna karşı çalışan kuvveti ile uğraşmak zorunda, yani Mars’a düz gitmek yerine, biraz yay halinde dolaşıyor demek oluyor.

Şu anda, Roadster Starman adlı kukla yolcusu ile, Dünya’dan yaklaşık 2.25 milyon mil uzakta ve Mars’dan 137.5 milyon kilometre uzakta. Ekim 2020’den önce hedefine ulaşması beklenmiyor.

Ve yol boyunca başı belaya girerse Starman için kötü bir haber: Araba, Güneş’teki sürüş sırasında 636 mil garantisini 366 kat fazla aştı 🙂

Kötü bir şirkette çalıştığınızın 10 göstergesi

Hayat kötü bir şirkette çalışmak için çok kısa. Şöyle bir düşündüğünüzde, uyku dışındaki hayatınızın yarısından çoğunu ofisinizde, çalışma masanızda, şirketinizde geçiriyorsunuz. Tüm psikolojiniz onlarla şekilleniyor, gününüzün iyi veya kötü geçmesi şirketinizle dolaylı olarak alakalı. Kötü bir yönetici tüm gününüzü berbat edebilir, olgunlaşmamış bir şirket kültürü tüm çalışma hayatınızı mahvedebilir. Bunun mobbing’e kadar giden tatsız bir yolu var. Tam tersi, eğer çalışanını her şeyin önüne koyan, onun mutlu olması için stratejiler geliştiren bir şirkette hayatınızın geri kalan diğer tüm dertlerini unutabilir, gerçekten şevkle çalışabilir ve mutlu olabilirsiniz.

Bununla alakalı bir güzel, bir de kötü haberim var. Önce güzelden başlayalım. Yukarıda bahsettiğim konular tamamen sizin seçiminizle ilgili. Yani eğer kötü bir şirkette çalışıyorsanız işten ayrılmayı, iyi bir şirkette işe başlamayı seçebilirsiniz. Aldığınız tüm kararlar size ait ve hayatınızı siz şekillendirebilirsiniz. Ama bu işin bir de kötü tarafı var, öyle kolay kolay „içinde çalışmaya değer“ bir şirket bulamıyorsunuz. Ancak yine de, tüm hayatınızı kötü bir şirkette geçirmeye mahkum olmaktansa, içinde olmaktan gurur duyacağınız ve sizin mutluluğunuz için çalışan bir şirket bulmak için hala geç değil.

İşte bu arayışa başlamadan önce, gerçekten kötü bir şirkette çalıştığınıza emin olmanız için listelediğimiz maddeler. Yani, eğer şirketiniz aşağıdaki maddelere uyuyorsa, tespit net: gerçekten kötü bir şirkette çalışıyorsunuz.

Geri Bildirim Vermez:
Neyi yanlış yaptığınızı ancak bıçak kemiğe dayandığında işten çıkarılırken öğrenirsiniz. Yaptıklarınız gözlemlenmez ve takip edilmez. Uyarı almazsınız. “Şunu yanlış yapıyorsun, doğrusu budur, bu şekilde yaparsan daha iyi sonuç alırsın, senden beklentimiz de bu şekilde” diye bir cümle duymak kötü bir şirkette neredeyse imkansızdır. Kötü şirketin kuracağı cümle şudur: “yanlış yaptın ve ne yazık ki seninle artık çalışamayız!”

Çalışanlar Arasında Acımasız Bir Rekabet Ortamı Yaratır:
Şirket için kafesindeki yuvarlak koşu tekerleğinde sürekli koşan ama hiç bir yere gitmeyen bir hamster gibi görülürsünüz. Diğer takım arkadaşlarınızla karşılaştırılırsınız ve performansınız hep yetersiz bulunur. Kötü şirket, takımda gereksiz ve zararlı bir rekabet oluşturup herkesi diğerlerinden daha iyi performans göstermeye şartlar.

Sizi Tam Anlamıyla Bir Datadan İbaret Görür:
Bir işi ya yapmışsınızdır ya da tam tersi. İşin neden yapılamadığıyla ilgilenmez, hata yapmanıza izin vermez. Performansınızı Excel dosyasında gördüğü rakamlarla belirler.

Sosyal Yaşamınıza Değer Vermez:
Kötü bir şirkette bitmeyen mesailer, tamamlanmayan işler ve uykusuz geceler işten bile değildir. Eve geç gidersiniz, ailenize zaman ayıramazsınız, akşam dışarı çıkamazsınız. Çoğu zaman iş dışında bile kafanız işte olur ve içiniz sıkılır. Bu iş dışındaki hayatınızı da kötü geçirmenizi sağlar.

Beraber Geçirilen Zamanlar Yaratmaz:
Şirket çalışanlarını sadece belirlediği alanlarda ve belirlediği saatlerde bir araya getirir. Onların beraber sosyalleşmesini teşvik etmez, beraber zaman geçirmelerini istemez. Yakınlaşmalarını kendine karşı bir tehdit olarak görür çünkü artık onları daha kolay kullanamayacağını düşünür. Samimiyetten korkar.

Kariyer ve Gelişim Planlarınızı Önemsemez:
Hatta bir kariyer planınız olduğunu bile bilmez. Eksik yönlerinizi keşfetmeniz için, iyi yönlerinizi sivriltmeniz için size fırsat tanımaz. Sizi tanımaya çalışmaz. Şirkete ilk başladığınız pozisyonunuz ve yetkinliğinizle son haliniz neredeyse aynıdır.

Yalan Söyler:
Çok yakında yükseleceksinizdir ancak kendinizi biraz daha kanıtlamanız gerekir. Çok yakında yeni bir çalışan alınacak ve iş yükünüz hafifleyecektir. Çok yakında maaşınıza zam alacaksınızdır. Çok yakında her şey düzelecektir, sadece biraz sabretmeniz gerekmektedir, o kadar.

İş Tanımınızı Sürekli Genişletir:
İş tanımınız işe ilk başladığınızdaki halinden neredeyse 3-4 kat daha geniştir. İşten ayrılan her çalışanın görevi size devredilmiştir ve işin kötüsü, siz bu işleri yetiştirdikçe yeni bir işe alım planlanmamaktadır. Bu muhtemelen yöneticiniz tarafından şirkete “maliyetleri %10 düşürdüm!” şeklinde pazarlanıyordur.

Her Çalışanın Performansı Eşittir:
Şirkette iyi performans / kötü performans ayrımı yoktur. Akşama kadar soliter oynayan da, yaptığı işte kendini aşan da şirket için aynıdır. Her ikisine de aynı eğitim / gelişim fırsatları ve aynı kariyer olanakları sağlanır. İyi ve kötü birbirinden ayrılmaz. Performans ödüllendirilmez. Kötü performans cezalandırılmaz.

Kimin Ne Zaman, Ne İçin Terfi Aldığı Belli Değildir:
Şirketinizdeki iş fırsatlarını daha öğrenmeden, o ilana yerleştirilen çalışanın ismini duyarsınız. Normal bir şirket işleyişinde pozisyon önce şirket içine açılır, başvurular eşit şartlarda değerlendirilir ve en iyi adayla ilerlenir. Ancak kötü bir şirket, pozisyonu yoktan yaratır, kimseye duyurmaz, pozisyonun sahibi zaten bellidir ve sizin bundan haberiniz tüm işlemler bitince olur.

Kızımız Zehra Dünyaya Gözlerini Açtı

Kızımız Zehra 24/03/2014 11:00 civarı dünyaya gözlerini açtı.
Maşallah ve elhamdülillah herhangi bir sıkıntısı olmadan büyümeye başladı.

Toyota Corolla Aracıma Nihayet Kavuştum

Biraz sürüncemeli bir bayi diyaloğu sonrası “Toyota Corolla 1.6 Advance Multidrive S İnci Beyazı” aracıma nihayet kavuştum. Beklediğim derecede güzel özelliklerini gerçekten tatmin edici buldum. Gerçi Renault Clio III HB manuel dizel sonrası benzinli otomatik bir araca geçmiş olmanın otomatik vites konforu ile birlikte C segment bir araca biniyor olmanın verdiği fark edilir derecede konfor aracın özelliklerini daha güzel görmeme sebep oluyordur ama yinede araç çok süper Toyota ekibini gerçekten tebrik ediyorum. Bu arada dizel araçtan benzinli bir araca geçmiş olmanın yakıta etkisini söylememe gerek yoktur zaten 🙂

Avukat Meseleleri

Avukat 1

Zenginin biri ölümüne yakın, biri doktor, biri papaz, diğeri avukat olan üç yakın arkadaşını yanına çağırarak bir ricada bulunmuş.

– 300 bin dolar kadar bir tasarrufum var, bunu yanımda öteki dünyaya götürmek istiyorum. Ama kimseye de güvenemiyorum. Şimdi size 100’er bin dolar vereceğim. Bu paraları ne olur ben gömülürken kefenimin iç cebine koyuverin…

Adam ölmüş ve üç arkadaşı verdikleri sözü yerine getirmişler. Bir süre sonra doktor vicdan azabına yakalanmış. Diğer iki arkadaşını çağırarak onlara itirafta bulunmuş

– Hastanenin çok acil ihtiyacı vardı onun için 100 bin doların 20 bin dolarını hastaneye sarf ettim, kefene 80 bin koydum.

Papaz utana sıkıla mırıldanmış.

– Maalesef ben de aynı günahı işledim paranın yarısını kilisenin inşaatına ayırdım. Kefenin cebine 50 bin dolar koydum.

Avukat gülümsemiş.

– Ben sözümü aynen yerine getirdim, kefenin cebine 100 bin dolarlık çek koydum.

Avukat 2

George ve Harry balonda Atlantik Okyanusu’nu geçmektedirler. George Harry’ye döner ve “Biraz alçalıp nerede olduğumuzu anlayalım” der. Harry sıcak gazı biraz kısar ve balon alçalmaya başlar. George “Hala nerede olduğumuzu anlayamadım biraz daha alçalalım ve şu aşağıdaki adama soralım” der. Harry adama bağırır:
“Hey bayım nerede olduğumuzu söyleyebilir misiniz lütfen. ”

Adam geri bağırır: “Bir balondasınız ve 100 metre yukardasınız”

George Harry’ye döner ve “Bu adam bir avukat” der.

Şaşırır Harry, “Nasıl anladın?” der.

“Çünkü” der George “Verdiği bilgi %100 doğru, fakat faydasız”.

Avukat 3

Önemli bir iş için mülakat yapılacakmış. Bir matematikçi, bir fizikçi ve bir de avukat başvurmuş. Önce matematikçiyi içeriye almışlar ve bir masaya oturtup, sormuşlar:

“İki kere iki kaç eder?”

Matematikçi bir süre düşünmüş, önüne kâğıt kalemi almış, 10-15 sayfa doldurduktan sonra demiş ki: ”Eminim ki dört eder.”

Sonra fizikçiye aynı soruyu sormuşlar. Fizikçi de önce düşünmüş, sonra bir deney düzeneği kurmuş, sağa sola toplar fırlatmış. Yarım saat sonra : ”Yaptığım deneylere göre 3,9 ama 0,2’lik bir hata payı olabilir.” demiş

En son avukatı almışlar içeri, sormuşlar soruyu. Avukat hiç düşünmeden etrafına sinsi sinsi bakmış ve sormuş:

”Kaç olmasını istersiniz?”

Avukat 4

Ceza davalarına bakan avukat bir arkadaşım anlatmıştı:
Yoksul bir babanın oğlu şoförlük yaparken ölümlü bir kazaya neden olmuş. Olayda tam kusurlu. Şoförün babası avukata başvurarak hukuki yardım istiyor. Arkadaşım adamın yoksulluğuna bakarak hiçbir ücret talep etmeksizin davayı takip ediyor.

Ancak bütün deliller aleyhte. Yapılacak bir şey yok. Şoförün mahkûmiyetine karar veriliyor.

Şoförün babası büroya gelerek yakınıyor.

“Yoksulluğun gözü kör olsun. Paramız olsa da iyi bir avukat tutsaydık bunlar başımıza gelmezdi.”

Avukat 5

Hayırsever vakıflardan birindeki çalışanlar şehrin en başarılı avukatından henüz herhangi bir bağış almamış olduklarını fark ettiler. Bağış toplama görevindeki kişi avukatı bağışta bulunması için ikna etmeye çalışıyordu:
“Araştırmalarımıza göre yıllık geliriniz en az 500.000 $. Ancak bugüne kadar hiç bir hayır işine bir kuruş bağışta bulunmamışsınız. O paranın bir kısmını bir şekilde topluma iade etmek istemez miydiniz?”

Avukat açtı ağzını:

“Önce, araştırmalarınız annemin uzun bir hastalıktan sonra ölmek üzere olduğunu ve hastane masraflarının onun yıllık gelirinin bir kaç kat üstünde olduğunu da gösterdi mi? Sonra, kardeşimin malul bir gazi, kör ve tekerlekli iskemleye mahkûm olduğunu? Ya da kız kardeşimin kocasının bir trafik kazasında öldüğünü ve onu üç çocuğuyla beş parasız bıraktığını?”

Görevli yerin dibine geçmişti.

Sadece:

“Hayır, hiç bir bilgim yoktu…” diye mırıldanabildi.

Avukat onun sözünü keserek devam etti:

“Pekâlâ, ben onlara zerre kadar para vermezken, size niçin vereyim?”

Kayıp/Kaçak bedelleri birim fiyata giydirildi

Elektrik faturalarında kayıp/kaçak bedeli adı altında alınan elektrik dağıtım firmasının tahsil edemediği ücretlerin diğer abonelere yansıtıldığı düzen Ocak 2013 itibariyle birim fiyata giydirilmiş şekliyle alınmaya başlanmış. Birim fiyata yansıtılan küçük bir değişiklikle artık faturalarınızda K/K bedeli kısmının boş veya olmadığını göreceksiniz. Bakan ise yaptığı açıklamada abonelerin fatura tutarlarında tükettiği elektrik’e ilişkin tutarda bir değişme olmayacağını belirtmiş. Yani “K/K var iken 5 birimlik bir tüketimde 50TL veriyorduysan K/K kalemi faturadan kaldırılmış haliyle de 50TL ödeyeceksin senin açından farkeden birşey olmayacak” anlamında açıklama yapılmış. Yahu aynı bedeli aldıktan sonra göstererek veya göstermeyerek almanın arasındaki fark ne? Yine giydirme devam ediyor.

AVEA ile 5 yıldan sonra TURKCELL’deyim

AVEA  ile olan 5 yıllık birlikteliğimizi (arada sebeplere binaen bir süre kesinti oldu fakat kesintisiz diyecek kadar uzun sürdü) şu an itibariyle cell-o canlar benimde numaramı TURKCELL ‘e taşıdılar 🙂 Nedenine gelince, eşimin hem işyerinde hemde yolda seyahat halinde iken AVEA hattının sürekli kesintilere ve ses gidip gelmelerine maruz kalması ve AVEA ile yaşadığım saçma sapan bir olay neticesidir.

AVEA ile yaşadığım olayı anlatayım size:

Anneme, kendi hattım üzerinden ayda 4 TL ye (10.67TL yansıtıp 6.67TL tarife indirimi uygulayacaklarını söyledikleri ve böylece 4TL olacak) kampanya dahilinde Nokia 2730 aldım.

İlk ay 10.67TL yi yansıtıp ardından 6.67TL yerine 4.67TL indirip yansıtıp 5.5-6TL ler civarında bir ücret kestiler her halde yanlışlık yaptılar dedim, ikinci ayda aynı şekilde olunca müşteri hizmetlerini aradım. Talep aldılar ve ardından 1-2 gün sonra kesilen faturalarda bir yanlışlık olmadığını belirten SMS gönderdiler. Neyse dedim, akabinde yaptıkları kampanya anlaşmasının içerisinde “SÜPER KAMU” olarak geçen fakat kendilerince bu SÜPER KAMU ile aynı olmayan tarife olduğunu söyledikleri “SÜPER KAMU KÜÇÜK” diye bir tarifelerine geçmek istedim. Geçtim ve akabinde üçüncü ay faturamda 256TL cihaz bedelini yansıttıklarını gördüm. Aradım müşteri hizmetlerini ve geçmemeniz gereken bir tarifeye geçmişsiniz ve bundan dolayı cezai bedel ve cihaz bedeli yansıtılmıştır dediler.

Bende “SÜPER KAMU” kampanya taahhütnamesine dahil tarifeler içerisinde geçmekte, ben ne bileyim sizin küçük, büyük, mini, kıl, yün tüy diye ayırdığınızı geçtim dedim ama inceleme talebi aldılar. İnceleme talebine ilişkin beni aradıklarını ulaşamadıklarını belirten bir mesaj aldım tekrar aradım müşteri hizmetlerini fakat sonuç yine aynı bu borcu taksitlendirebiliriz dediler çılgına döndüm. Kendilerine taksitlendirme değil ben başka bir operatöre geçmedim ki sadece tarife değiştirdim bunun geri dönüşü olmalı dedim tekrar bir talep aldılar. İnceleme yapmışlar fakat yine sonuç aynı o an “şıkırt” sesini duydum ve “ALLAH” sizi bildiği gibi yapsın emi!! dedim kapattım telefonu.

Akşamında TURKCELL ‘in içerisinde hem dakika, hem sms, hemde internet olan en uygun tarifesi olan 300dk, 300SMS, 300MB internet veren “Haydi Gel” tarifesi “Herşey Dahil” paketinden hat geçişi formunu imzaladım ve TURKCELL e taşıdılar numaramı. Şimdi yıl sonuna kadar 29TL sonrasında 35TL olan faturam gelecek. TURKCELL normalde kazık bir operatör fakat çekim gücü iyi ona diyecek birşey yok.

Eşimi de TURKCELL ‘in içerisinde 300dk ve hediye 300dk ile toplam 600dk heryöne olan “Haydi Gel” tarifesi “Fırsat Küçük” paketi ile hat geçiş formunu imzaladım. Ona internet gerekli olmadığından bu tarife onun için çok avantajlı geldi. 5TL ye de 250SMS paketi aldım toplam tarife 34TL olarak güle güle kullanıyo işte.

Evlendik :) balayı tatili de bitti :(

İzmir Çeşme’de Club Familia tatil köyünde yaptık tatilimizi. Dört yılı aşkın süredir çalışıyodum ve hiç tatile çıkmamıştım gerçekten çok iyi geldi.

Gerçi orada da yorulduk, yüz, top oyna vs aktivitelerle çok eğlendik çokta yorulduk. Yer olarakta süper bir yer, eşi kapalı olanlar için ideal. Hizmet iyi yani çok beğendik. Hele kandil gecesi yaptıkları kandil programını çok beğendik. Tavsiye ederiz.

Şimdi 6 sında iş başı, durmak yok yola devam 🙂

HTC HD2 me Android kurdum

Ohh bee. Windows varya deli etti beni hiç beğenmemiştim. Android süper yaa çok şükür ki kurabildim. Kesinlikle kurmalısınız Android olmadan telefon danda sıkılmıştım değiştirecem diyodum nerdeyse. ROM olarak CyanogenMod lu Typhoon diye bir romu kurdum.

Gelelim kuruluma;

a. Kurulum için gerekli olan dosyaları indirelim.

Öncelikle sürümünüzü 3.14 ‘e yükseltmeniz gerekiyor. Hemen şurdan indirin.

Daha sonra MAGLDR 1.1.3 ü şurdan indirin ve ardından ClockWorkMod Recovery diye birşey var onu da şurdan indirin.

Son olarakta şurdan HSPL yapmak için gerekli olan dosyayı indirin.

ROM dosyamızı indirmeyi de unutmayalım tabi ki. Şurdan Typhoon ‘un son sürümünü indirin.

b. Kuruluma başlayalım;

1. Telefonunuzu data kablosu ile bağlayın.

2. Telefonu 3.14 sürüme yükseltin.

3. HSPL için indirdiğiniz rar dosyasını bir klasöre açın ve içindeki exe yi çalıştırın. İleri ileri diyerek telefonu haklayın.

4. MAGLDR zipini bir klasöre açın ve DAF exe yi çalıştırın. İleri ileri diyerek telefona MAGLDR yi kurun.

5. ClockWorkMod Recovery zipini klasöre açın ve DAF exe yi çalıştırın. İleri ileri diyerek telefona CWM yi kurmuş olacaksınız.

6. Artık telefonunuz ROM yüklemeye hazır hale geldi. Typhoon ROM zip dosyasını hafıza kartınıza atın.

Telefonu kapatın, açarken de açma tuşuna basıp menü gelene kadar elinizi çekmeyin. Bir menü gelecek. Boot Recovery olanı seçip Recovery menüsüne gireceksiniz. Install zip from SDCard olanı seçip hafıza kartına attığınız ROM dosyasını seçin.

Yükleme bittiğinde ilk adımdaki Reboot ‘u seçin. Telefon kapanıp açılacak ve telefonunuza Android kurulmuş olacak.

Güle güle kullanın. Benim yaptığım gibi 🙂